Yanlış Bedende Doğmak mı, Yoksa Çocukluk Travması mı?

Ben tıbbi bir deneydim: 15 yaşında hormonlar, 25 yaşında penis alındı. Sonuç: sürekli mukus, 5 cm derinlik, seks yok, çocuk yok. Doktorlar babam ‘küçük bir kız mısın?’ diye bağırdığında neden donup kaldığımı hiç sormadı.

Genel Bakış

Airiel Salvatore, 15 yaşında tıbbi geçişe hızla yönlendirilip 20 yıl boyunca kendini trans olarak tanımladı ve 18 yıl karşı cins hormonları kullandı. Şimdi bu süreci, kendisini kısır bırakan, cinsel işlev bozukluğuna yol açan ve 25 yaşında Tayland’da yapılan kolon-vajinoplasti ameliyatının ömür boyu sürecek komplikasyonlarıyla mücadele etmesine neden olan, onaylanmamış bir deney olarak nitelendiriyor. 2022’de detransisyona başlayan Salvatore, disforisinin kökeninde klinisyenlerin hiç irdelemediği ağır çocukluk travması ve aile içi şiddetin bulunduğunu; bunun yerine birkaç randevu içinde hormon ve ameliyatların adeta otomatik olarak onaylandığını savunuyor.

Tam Video Özeti

Yirmi yıl boyunca kendini trans kimlikli bir erkek olarak yaşamış ve on sekiz yıl karşı cins hormonları kullanmış 35 yaşındaki Kaliforniyalı Airiel Salvatore, tıbbi geçişini “kelimenin tam anlamıyla” kitlesel, onaysız bir deneye katılmak olarak tanımlıyor. Transition Justice’e konuşan Salvatore, 2004’te 15 yaşındayken hormon tedavisine başladığında ergen erkeklere verilen ergenlik engelleyicileri ya da östrojene ilişkin uzun vadeli veri bulunmadığını, buna rağmen yalnızca birkaç terapi seansının ardından her ikisi için de onay aldığını vurguluyor. Airiel, kapı bekçiliğinin neredeyse bir gecede nasıl buharlaştığını anlatıyor: 2010’a gelindiğinde West Hollywood ve San Francisco’daki gençlik sığınaklarında arkadaşları bir ya da iki klinik ziyaretinden sonra hormon temin edebiliyor, cerrahlar ise evsiz yirmi yaşındakilere “alt cerrahi” paketleri reklam ediyordu. Kendisi düşük ücretli işlerden 12.000 dolar biriktirdi, 25 yaşında tek başına Tayland’a uçtu ve bir cerrahın penisini almasına, sigmoid kolondan bir parçayla neovajina oluşturmasına izin verdi. İşlem ona on üzerinden üçlük bir sonuç bıraktı: sürekli mukus, ağrılı günlük dilatasyon olmadan çöken iki inçlik bir derinlik sınırı ve üreme ile cinsel işlevin kalıcı kaybı. Yine de, çevrimiçi detrans topluluklarında yaygın olduğunu söylediği nekroz ya da çoklu revizyonlardan kurtulduğu için kendini “inanılmaz şanslı” sayıyor. Airiel’e göre disforisinin kökleri, daha kelimeyi heceleyemeden atılmıştı. Metamfetamin kaçakçılığı, aile içi şiddet ve bir amcanın çözülememiş cinayetiyle parçalanmış bir ailede büyüdü. Üç aylık bir bebeği “adam etmekle” övünen bağımlı babası, onu kimi zaman görmezden geliyor, kimi zaman dürtüyor, kimi zaman tokatlıyordu; çocuk dehşet içinde donup kaldığında baba alayla, “Küçük bir kız mısın?” diyordu. Yedi yaşında, o haneye üç aylık bir sürgün sırasında Airiel bu aşağılamayı bir can simidi gibi içselleştirdi: “Kız olsaydım bana vurmazdı.” Cümle bir mantraya, sonra bir kimliğe ve nihayet “cinsiyet disforisi” damgalı bir tıbbi dosyaya dönüştü. Yirmi yıl boyunca terapistler aile travmasını hiç irdelemedi; bunun yerine her kayıt, öz tanıyı onaylayıp tedavi planını kademeli olarak tırmandırdı—önce östrojen, sonra orşiektomi, sonra kolon-vajinoplasti—bu sırada depresyonu, dissosiyasyonu ve madde kullanımı istikrarlı biçimde artmaya devam etti. Detransisyon geldiğinde, tek bir aydınlanma anı değil; üç birleşen gücün serbest bıraktığı, yavaş yavaş biriken bir “potansiyel enerji”ydi: sağlıklı bağlanmayı modelleyen psikoloji kitapları okumak ve duygusal açıdan yakın ilişkiler için hiçbir şablonu olmadığını fark etmek; annesiyle yeniden bağ kurup babasının bağımlılığının boyutunu öğrenmek; ve en içgüdüsel biçimde, çocukluktaki “keşke kız olsaydım” anısını tekrar tekrar oynatıp bunun doğuştan bir hakikat değil, bir başa çıkma cümlesi olduğunu idrak etmek. Zincirleme süreç bir hafta sürdü: uzun yürüyüşlerde gözyaşına bulanmış güneş gözlükleri, esrarla geçen “ardışık fark ediş” geceleri ve her büyük yaşam seçiminin öznece değil, tepkisel olduğuna dair baş döndürücü his. 2022’de östrojeni bıraktı, 2023’te kamuya açık konuşmaya başladı ve şimdi platformunu, disforiye çarenin ameliyat değil; şükran ve perspektif olduğunu savunmak için kullanıyor. Klinisyenlere mesajı net: “Yanlış hissetmek, tam olarak doğru hissetmek gibidir; bu yüzden her inancı, özellikle de kendi inançlarınızı, gerçeklikle sınamalısınız.”